UZMANLIK ALANLARIMIZ
Tüm insanların sadece insan olmakla sahip olduğu temel hak ve özgürlükler içerisinde yaşam hakkı; yaşama yönelik tehlike ve risklere karşı yine kamusal otoriteler tarafından korunma hakkını içermektedir. Bireyler için gerek ulusal gerekse de Uluslararası Standartlarda kabul edilensağlık hakkı, bedensel ve ruhsal olarak bir kişinin kendisini iyi ve yeterli hissetmesini mümkün kılan standartlara sahip olma ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını içerisinde barındırır. Sağlık hakkı en temel insan haklarından biri olan yaşam hakkının da ayrılmaz bir parçasıdır. Temel hak ve değerler ile sıkı sıkıya ilişki içerisinde olan Sağlık Hukuku; farklı hukuk disiplinlerine ve uzmanlık alanlarına temas eden multidisipliner bir alandır. Kapsam itibariyle Sağlık Hukuku; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, temel hak ve özgürlükler, Anayasa, Anayasal hak ve yükümlülükler, sosyal devlet ilkesi, tıp hukuku ve tıbbi bilimler, ruh sağlığı ve psikoloji bilimi, tıbbi müdahale kavram ve yöntemleri, tıbbi görüntüleme, teşhis ve tanı uygulamaları, tedavi ve ilaç uygulamaları, hekimlerin tıbbi müdahaleden doğan hukuki, cezai ve idari sorumlulukları, hekim hak ve yükümlülükleri, malpraktis davaları, ilaç hukuku, ilaç yapma ve satma koşulları, ilaç ruhsat-üretim ve reçete edilmesi süreçleri, SGK uygulamaları, SGK ilaç geri ödeme listesi ve kayıtları, hastanelerin hukuki yapısı, hastanelerin fiziki alt yapı ve yeterlilik şartları, hasta hakları(hasta mahremiyeti, sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı, saygı ve itibar görme hakkı, bilgi isteme hakkı, sağlık kuruluşunu ve personelini, seçme ve değiştirme hakkı, kayıtları inceleme ve bilgilerin gizli tutulmasıhakkı, reddetme, durdurma ve rıza hakkı, ziyaret ve refakatçi bulundurma hakkı vd.) refakatçi hakları, Sosyal Güvenlik Hukuku, sağlık harcamaları, sigorta uygulamaları ve sigorta hukuku, çevre hukuku, gıda hukuku, kişisel verilerin korunması hukukugibi birçok alanı kapsamaktadır. Bu disipline özgü sunduğumuz hizmet, alanında uzman ve deneyimli avukatlarımız, çözüm ortaklarımız ve alanında uzman danışmalarımız tarafından yürütülmektedir. Bu kapsamda deneyimli olan ekibimiz; tüm dünyada kabul gören hastanın üstün menfaati ve konunun hassasiyetine olan inancıyla, hekim, hasta, eczacı, diş hekimi, hastane ve diğer sağlık kuruluş ve otoriterilerinin hak ve yükümlülük bilinçlerinin yerleşmesi, rol ve sorumluluklarının tasnif edilmesi, karşı karşıya kalınan uyuşmazlıkların yönetilerek hukuki menfaatlerin en etkin şekilde korunmasını, hukuki menfaatlerin tıbbi gereklilikler ile uyum sergileyebilmesi, bu alanda tüm tarafların bilgi ve bilinç düzeyine katkı sağlamayı ilke edinmektedir.
Miras hukuku kişilerin ölümle birlikte kişilik hakkının sona ermesine müteakip sağ iken hukuk nezdinde sahip oldukları birtakım hak ve borçların ölümünden sonra düzenlenmesini sağlayan özel hukuk disiplinidir. Uygulama alanı itibariyle miras hukuku, ölüm ve gaiplik kavramlarını, mirasçılık hakkının tespiti ve oranını (miras zümre ve derece sisteminin belirlenmesini), mirasa konu olan malvarlığı değerinin (tereke) tespitini, yasal ve saklı paylı mirasçıların belirlenmesini, mirasçıların belirlenmesini, veraset ilamı (mirasçılık belgesinin) teminini gerektiren; akabinde ise farklı hukuk disiplinlerine de temas edecek şekilde uyuşmazlıkları barındıran (mirasçı atanması, yedek mirasçı, miras sözleşmesi, miras sözleşmesinin iptali, mirasın reddi, miras reddinin iptali, denkleştirme, tenkis, ortaklığın giderilmesi, elbirliği ile mülkiyet kavramı, muris muvazaası, muris muvazaası nedeniyle tasarrufun iptali, tasarrufun iptali, saklı paya tecavüz ve tecavüzün önlenmesi, ölüme bağlı tasarruflar, vasiyetname düzenlenmesi, vasiyetnamenin iptali, miras payı oranınca ecrimisil, ecrimisil, mirasçılıktan çıkartma ve yoksunluk sebepleri, veraset intikal vergisi, Tapu Müdürlüğü nezdinde gerçekleştirilecek tescil, terkin, veraset ve intikal işlemleri, terekeye konu Bankalar nezdinde bulunan mevduatın, hak ve alacakların tespiti ve tahsili, ölüme bağlı riskleri kapsayan sigorta ilişkilerinin tespit ve takibi, soybağının kurulması ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi gibi )bir özellik göstermektedir. Bu çerçevede hukuk ofisimizdeki uzman danışman, avukat ve arabulucularımızla müvekkillerimizin miras hukukundan doğan tüm dava ve işlemlerinin takibi, Hukuk Mahkemelerinde, resmi kurum ve kuruluşlarda temsiliyeti, Tapu Müdürlüğü, Belediye, Bankalar, Vergi Müdürlükleri gibi kurumlardaki tescil, terkin, veraset, intikal işlemlerinin yürütülmesi, takibi, mahkemeler veya noterlikler nezdinde mirasçılık belgelerinin düzenlenmesi gibi hukuki iş ve işlemleri yerine getirmektedir.
Kısaca İş Hukuku; işçinin bağımlı olarak işveren adına iş görmeyi, işverenin ise bunun karşılığı ücret ödemeyi üstlendiği ilişkiyi irdeleyen; çalışma olgusunu ve koşullarını, işçi ve işverenin hak ve yükümlülüklerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen hukuk disiplinidir. Ancak bütün çalışma ilişkileri İş Hukukunun konusu olmadığı gibi, çalışan herkes de bu disiplin kapsamına girmemektedir. Tüm çalışma ilişkileri birbiriyle aynı olmayıp ilişkiye taraf olan kişilerin durumları veya kurulan çalışma ilişkisinin nitelikleri birbirlerinden farklılık gösterebilmektedir. Bu sebeple her şeyden evvel bir çalışma ilişkisinin niteliği ve tabi olacağı hukuk düzenlemelerinin doğru bir şekilde tespit edilmesi elzemdir. Kısaca Sosyal Güvenlik Hukuku ise; sadece işçilerin değil, sosyal devlet gereği ekonomik ve toplumsal yönden yurttaşlarının tümüyle ilgilenen, sosyal riskleri tanımlayan, bireylerin yaşam düzeyi, sosyal güvenliği vb. konularında gereken önlemleri düzenleyen hukuk disiplini olarak tanımlanabilir. Bu disipline özgü sunduğumuz hizmet, alanında uzman ve deneyimli avukatlarımız tarafından yürütülmektedir. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku konusunda deneyimli olan ekibimiz tarafından; iş ilişkisinden kaynaklanan ihtilaflar, iş ilişkisinin feshine bağlı olan veya olmayan hak ve alacaklardan kaynaklanan uyuşmazlıklar (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, bakiye ücret alacağı, fazla mesai ücreti alacağı, fazla sürelerle çalışma ücreti alacağı, prim alacağı, ikramiye alacağı, yol ve yemek ücreti alacağı, Ulusal Bayram Genel Tatil Ücreti alacağı, hafta tatili ücreti alacağı, işe iade, manevi tazminat, kötüniyet tazminatı, mobbing tazminatı, ayrımcılık tazminatı vd.), alt işveren – asıl işveren ilişkisinden kaynaklanabilecek uyuşmazlıklar, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yaşanılabilecek uyuşmazlıklar, iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan uyuşmazlıklar, analık, emeklilik, hastalık, sakatlık, malullük, yaşlılık ve ölüm gibi durumlarda gündeme gelebilecek sosyal hak ve uyuşmazlıkların giderilmesi , danışmanlık ve müzakere desteğinin sağlanması, şirket ve firmaların İş Hukuku disiplinine olan uyum ve süreçlerinin geliştirilmesi, oluşturulması ve yönetilmesi, çalışanlara mevzuat ve hukuki riskler dahilinde gerekli bilgilendirme ve danışmanlık hizmeti verilmektedir.
Ceza Hukuku, bireylerin toplum içerisindeki yaşamları boyunca Anayasal hak ve hürriyetlerinin korunması amacıyla getirilmiş, içerisinde devlet otoritesinin koymuş olduğu birtakım kuralları barındıran, toplumdaki bireylerin hak ve menfaatlerinin korunmasını sağlayan, hak ve hürriyetleri ihlal edilenlere karşı yaptırım uygulamakla birlikte aynı zamanda suça karışmış kişilerin topluma ıslah edilmek suretiyle kazandırılmasını amaçlayan kamu hukukundan doğan bir hukuk disiplinidir. Bireylerin gerek Anayasamızda gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde savunma hakkı, adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi koruma kapsamına alınmış olup, ceza hukuku temel prensipleri de bu ilke ve haklar üzerine inşa edilmiştir. Bu anlamda her bireyin bağımsız mahkemeler önünde adil yargılanma hakkı olup, hakkında isnat edilen eylemler sübut buluna kadar masumiyet karinesi altında en temel hakkı olan savunma hakkını istisnasız kullanması esastır. Herkes savunma hakkına sahip olup, ceza mahkemeleri nezdinde hiçbir kısıtlamaya yer verilmeden anayasa ve kanunlar çerçevesinde kişilerin savunma hakkından yararlandırılması zorunludur. Günümüzde teknolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel değişim ve değişikliklerin neticesinde ceza hukuku alanında çok fazla değişik suç tipleri ortaya çıkmış ve bu ihtiyaca karşılık olarak da gerek genel kanunumuz olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gerekse de özel kanunlarımızla cezai düzenlemeler yapılması ihtiyacı doğmuştur. Bu minvalde ekibimizdeki uzman ceza hukukçu kadrosuyla, gerek mağdur-şikayetçi müvekkillerimizin hak, menfaat ve mağduriyetlerinin korunması, gerekse de sanık-şüpheli müvekkillerimizin koruma altına alınan savunma hakkının, gerek kolluk kuvvetleri gerek savcılık ve ceza mahkemelerinde korunması, icrası, temsiliyeti sağlanmaktadır.
Bankacılık ve Finans Hukuku; Banka ve finans şirketlerinin, kuruluşlarını, faaliyetlerini, faaliyetlerine son verilmesini ve denetlenmesini ilgilendiren konuları ele alan ve özel uzmanlık gerektiren bir hukuk disiplinidir. Bu kapsamda 01/11/2005 tarihinde 25983 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması hedeflenmiştir. Türkiye'de kurulu mevduat bankaları, katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları, yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye'deki şubeleri, finansal holding şirketleri, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve bunların faaliyetleri bu Kanun hükümlerine tâbidir. Bu disipline özgü sunduğumuz hizmet, alanında uzman ve deneyimli avukatlarımız tarafından yürütülmektedir. Bankacılık uygulama ve teamüllerikonusunda deneyimli olan ekibimiz, sektörde karşılaşılan zorluklar ve yaşanılan sorunların, gerek finansal ürün ve hizmetlerden istifade eden tüketici, tacir ve şirketlerimiz için gerekse de finansal kurumlarımız için öngörülebilmesi, tespit edilebilmesi, ayrıştırılması ve yaratıcı çözüm yolları ile giderilmesi konusunda nitelikli hizmet sunmaktadır. Bu kapsamda ekibimiz tarafından; Ticari ve Tüketici kredilerinden kaynaklanan ihtilaflar, bağlı kredi ya da proje finansman kredilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, faiz dışı alınan komisyon ve ücretlerden kaynaklanan ihtilaflar, ipotek-teminat ve kefalet ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, otomatik ödeme talimatlarından kaynaklanan ihtilaflar, çek ihtilafları, Bankalara tahsile verilen senetten kaynaklanan uyuşmazlıklar, mevduatın korunması yükümlülüğünden kaynaklanan anlaşmazlıklar, krediye bağlı sigorta ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, banka ve kredi kartı kullanımından kaynaklanan uyuşmazlıklar, alternatif dağıtım kanalları (Mobil Bankacılık, Cep Bankacılık, İnternet Bankacılığı) kullanımından kaynaklanan uyuşmazlıklar, kredibilite ve olumsuz sicil bildirimine dayalı uyuşmazlıklar, Bankacılık uygulama ve teamüllerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, akreditif uyuşmazlıkları, kontgaranti uyuşmazlıkları, teminat mektubu ve garanti sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, swift ile gerçekleşen para gönderiminden kaynaklanan uyuşmazlıklar, western union ile para transferinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, havale ve/veya EFT ile para transferinden doğan uyuşmazlıklar, vesaik mukabili ihracat ve ithalattan doğan uyuşmazlıklar, chargeback (ters-ibraz) kaynaklı uyuşmazlıklar, üye işyeri ve pos kullanımından kaynaklanan ihtilaflar gibi sektöre ilişkin farklı uyuşmazlıkların giderilmesi, danışmanlık ve müzakere desteğinin sağlanması, yaratıcı ve etkili sonuçlar üretilebilmesi için hizmet verilmektedir.
Günümüzdeki teknolojik gelişmelerle birlikte bilişim sistemleri ve internet sosyal ve iş yaşamımızda çok büyük bir yer edinmiştir. Bu gelişmelerin hukuk sistemine de etkisi olmuş ve bireylerin hak ve özgürlüklerinin teknolojik yenilik ve gelişmelere bağlı olarak hak ihlalleri açısından korunması zaruri hale gelmiştir. Bu çerçevede bireylerin veya şirketlerin bilişim sistemlerinden ve internet kullanımından doğan birtakım hukuka aykırı mağduriyetlere maruz kalması kaçınılmaz bir gerçektir. Bu anlamda gerek gerçek kişi müvekkillerimizin şahsen gerekse kurumsal müvekkillerimizin ticari hayatta karşılaştıkları sosyal, ekonomik, ticari vb. uyuşmazlıkları uzman ekibimiz tarafından hukuki çözüm yolları üretilerek giderilmektedir. Bu çerçevede müvekkil ve müvekkil firmaların sosyal medya mecralarında karşılaşılan hak ihlallerinin, günlük yaşamlarında veya ticari faaliyetlerin yürütülmesi sırasında özel ve kamu kurumları ile yaşanılan uyuşmazlıkların giderilmesi amacıyla özel hukuk mahkemelerinde, savcılıklar, ceza mahkemelerinde, BTK nezdinde hukuki destek vermekteyiz.
Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür.Tasarımlar, Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuru yapılarak tescil edilmesi halinde “tescilli tasarım”; ilk kez Türkiye’de kamuya sunulmuş olması halinde ise “tescilsiz tasarım” olarak korunur. Tescilsiz tasarımların koruma süresi 3 yıldır. Tescilli tasarımların koruma süresi ise 5 yıldır ve 5’er yıllık yenilemelerle 25 yıla kadar uzatılabilir. Bir tasarımın korunabilmesi için öncelikle “tasarım” ve “ürün” tanımlarına uyması ve “yenilik” ve “ayırt edici nitelik” kriterlerini taşıması gerekmektedir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde korunabilecek resim, fotoğraf, heykel, afiş, çizgi karakter, mimari yapılar, haritalar, internet sayfaları vb. eserler de tasarım korumasından faydalanabilmektedir. Tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünlerin sınıflandırılmasında, 05/08/1997 tarihli ve 97/9731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılmamız kararlaştırılan Endüstriyel Tasarımların Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin Locarno Anlaşması hükümleri uygulanır (SMK Madde 61 (5)).Locarno sınıflandırma sisteminde tasarımlar kullanım amaçlarına göre sınıflandırılmıştır. Tasarımlar, Locarno Anlaşmasında belirtilen ürün ya da ürünlere karşılık gelen kod numaraları ve adlar kullanılmak suretiyle tanımlanır. Alanında uzman avukatlarımız tasarımların yenlik ve ayırt edilebilirlik kriterlerini değerlendirip başvuru işlemlerini gerçekleştirmekte ve her tasarıma uygun sınıf değerlendirmesi yapmaktadır. Tescilli tasarımların yenilenmesi de takip edildiği gibi tescilli ya da tescilsiz tasarımlarabenzer tasarımların piyasada ortaya çıkmasını engelleyici her türlü dava ve danışmanlık hizmetlerini sunmaktadır.
Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlamaktadır. Marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. Gerçek ya da tüzel kişiler bir marka oluşturmak istediklerinde bu markanın daha önce tescil edilmemiş olması gerektiği gibi benzer bir markanın varlığı halinde de yapılan başvuru reddedilebilecektir. Markaların tescil edilebilirliğinin araştırılmasının yanı sıra sonraki süreçlerde yapılması gereken bülten takipleri, marka bülten yayımlarına itirazlar da büromuzun bu alanda uzman avukatları tarafından takip edilmektedir. Benzer markaların ticaret hayatında yarattığı haksız rekabetin önüne geçilmesi amacıyla marka iptal için kuruma başvuru, marka hükümsüzlük ve marka tecavüz davalarının yürütülmesinin yanı sıra ,marka ihlallerinde , ihlal edenlere karşı savcılık marifetiyle baskınların yapılması, ceza davalarının yürütülmesi hususunda danışmanlık ve avukatlık hizmeti verilmektedir.